Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Açılış konuşmasını yapan başbakan konuşmasında çelişkili ve birbirini çürüten sözler kullandı. Erdoğan konuşmasının büyük çoğunluğunu Şiilere iftiraya ayırdı. Şiileri İslam dinini bölmekle suçlayan Erdoğan içerisinde bulunduğu gafletin boyutunu da açıklar durumda. Suriye’yi Kerbela’ya benzeten Erdoğan Suriye’nin öncesinde Bahreynde yapılan diktatörlüğü gündeme bile getirmemektedir. Sözde katliamlar Suriye’de Bahreyn’den daha sonra başlamışken Al-i Halife rejiminin ve Suud Krallığının yapmış olduğu katliamlarda kılını bile kıpırdatmaması asıl İslam düşmanının, asıl mezhep mutaassıbının, asıl bölücülerin kendileri olduğunu göstermektedir. Bahreyn rejiminin Suud işbirliği ile gerçekleştirdiği katliamlar, Yemen’de yapılan selefi katliamları, Arabistan’da sürdürülen Vahhabi baskıları ve zulümler unutulup oradaki mazlum insanların katledilmesini seyreden Recep Tayip Erdoğan, Şii ülkelerini sözde Suriye’deki katliama sessiz kalmakla suçlaması ve kendini haklı göstermeye çalışması ne kadar da komiktir değil mi? Eğer ki günümüzde bir yeri Kerbela’ya benzeteceksen bu bence Suriye değil soykırımı ve sürgünlerin sürdürüldüğü Filistin olmalıdır.
İslam içindeki mezhepleri tarihin acı hadiseleri üzerinden okumanın yanıltıcı olduğu gibi, dinler arasındaki münasebetleri de aynı şekilde okumanın yanlış olacağına işaret eden Erdoğan, “ Bugün artık, dinler arasındaki münasebetlere, Haçlı seferleri, Endülüs tecrübesi, dünya savaşları, Filistin meselesi gibi acı olaylar değil; bir arada yaşamaya dair güzel örnekler, birlikte inşa ettiğimiz medeniyetler yön vermelidir. 21’inci Yüzyıl’ın bu ilk yıllarında, herkes, her dini lider, her kanaat önderi, kendi özeleştirisini samimi şekilde yapmalı, hataları ve sevapları ortaya koymalıdır.”ifadelerini kullandı. Bu açıklamayla Filistin halkının katliama maruz kalmasının herhangi bir öneminin olmadığı izlenimini vererek Müslümanların bu içerisinde bulundukları sessiz gaflet uykusuna devem etmesini istemektedir. Filistin’de yapılan soy kırımını insanların unutmasını isteyen Erdoğan neden Suriye’de teröristleri destekleyerek katliamların devam etmesini istiyor bu da Erdoğan’ın ayrı bir çelişkili tutumudur.
Erdoğan’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki gelişmelerle ilgili “dışarıdan yönlendirme yok” sözleri, ister istemez Libya’yı bombalayan NATO uçaklarını ve Suriyeli silahlı grupları topraklarında barındıran, eğiten ve silahlandıran bölge ülkelerini akla getiriyor.
Dahası, İSAM ve Marmara Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Merkezi’nin düzenlediği konferansa katılan bazı isimlerin şeceresine bakıldığında, bu sözlerin sarf edildiği konferansın bile bir müdahale biçimi olduğu izlenimi oluşuyor. Suriye adına konferansa katılanların tamamına yakını Amerika’dan gelen katılımcılardır. Erdoğan’ın Suriyeli katılımcıları…İşte onlardan bazıları:
Mouaz Moustapha: ABD’deki Suriye Acil Görev Gücü Siyasi Direktörü
Dr. Zaher Sahloul : Şikago’daki İslami Örgütler Konseyi Başkanı/Suriye-Amerika Tıp Derneği Başkanı
Suhaib Haider : ABD’deki “Özgür Suriye İçin Birlik” adlı STK’nın yönetim kurulu üyesi
Bassel Korkor : “Özgür Suriye İçin Birlik” adlı STK’nın yönetim kurulu üyesi
Konferansın bir diğer ilgi çekici katılımcısı da Bahreyn’deki el Halife hanedanı mensuplarından Şeyh Abdullah bin Halid el Halife. Bahreyn Din İşleri Yüksek Konsey Başkanı olan el Halife, Bahreynlileri Suudi tanklarının altında ezdiren iktidarın önemli figürleri arasında.
2011 yılında, ülkesinde Şiilere ait tarihi camiler buldozerlerle yıkıldığında konuyla ilgili şöyle konuşuyordu Şeyh Abdullah bin Halid: “Onlar cami değil. Onlar yasadışı binalar.”
Sayın Erdoğan’a sormak lazım: Bu mescidler yıkıldığında sizin İslam birliği düşünceniz neden burada faaliyete geçip te ilk müdahelenizi Bahreyn Diktatörü Al Halife Rejimine olmadı da şimdi Suriye’yi parçalayıp Emevi camisinde namaz kılmayı arzulamanız asıl sizin mezhep taassubu içerisinde olduğunuzu göstermektedir.
Konuşmasının başlangıcından bitişine kadar ağacı kendine doğru yontan Erdoğan çelişkilerle dolu ve mezheb taassubu içerisinde Kardeşim Esad dediği Suriye’ye müdahale ederek iki yüzlülüğünü ortaya koymuştur. Amerikanın kanlı elini sıkıp İslam ülkeleri için kapitalist müdahalelere ortaklığını örtbas etme adına Ortadoğu’da kapitalist müdahalelere fırsat vermeyen Şiileri suçlayan Erdoğan suçluluk psikolojisi içerisinde kendi suçunu başkalarının üzerine atma çabası içerisindedir. Bu emperyalist ve Siyonist oyunun farkında olan Şii dünyası Erdoğanın ve kabinesinin yapmış olduğu bu şer ittifakı konferansına katılmayarak saflarının Emperyalizm ve Siyonizimle mücadele olduğunu ortaya koyarak BOP eş başkanı Erdoğan’a anladığı dilden bir cevap vermişlerdir.
MURAT MUTLU